Danimarka’da yayımlanan Haber ve Kuzey gazetelerinin yanı sıra, Danimarka’daki TV kanallarında Türkiye ile ilgili yorumlarıyla tanınan Sadi Tekelioğlu, 21 Kasım’daki yerel seçimlerden Alternatif Parti çatısı altında siyasete atıldı.

Tekelioğlu, neden siyasete atıldığını ve hedeflerini Haberler ile Danimarka TV’ye anlattı.

Neden siyasete girdiniz?

– Yaptığım işler gereği vatandaşlarımızla hep içiçe oldum. Sorunlarıyla, dertleriyle. Hem eğitim, hem de habercilik alanında vatandaşlarımızla içiçe oldum. Artık bunu başka bir platforma taşımak gerektiğini düşündüm. O yüzden siyasete girdim.

Burası da büyük bir belediye yaklaşık 70 bin nüfusu var, Danimarkanın 20. büyük belediyesi ekonomik olarak da Danimarka’nın 8. en zengin belediyesi

Buradaki nüfusun yüzde 20’si göçmenlerden oluşuyor. Türkiyeden pakistandan arap ülkelerinden gelenler var. Burada da göçmenlere yönelik yapılacak bazı işler var.

Neden Alternatif Parti?

– Alternatif Parti ilk defa yerel seçimlere katılıyor. Yeni ve genç bir parti olmasına rağmen, 98 belediyenin 82’sinde şu anda seçimlere katılıyor.

Alternatif partiyi tercihimin nedeni şu, birincisi burada yabancıların düşman gibi gösterilmesine karşı çıkan tek parti, kayıtsız şartsız destekleyen tek parti.

Sosyal konularda, özellikle çok empatik bir parti. Dayanışmacılık hakim. Merkezin hafif solunda yer alıyor. Bunlar etken oldu. Bir de ayrıca birkaç yıl öncesine kadar genellikle çevre konusu herkesi ilgilendirmiyordu ancak hem dünya genelinde hem Türkiye’de Danimarka’da artan nüfusla çevrenin ne kadar zarar görmeye başladığını fark ettim.

Bizim partinin programı da çevreci endişelerle dolu ve çözüm önerileriyle dolu, bu da bu partiye katılmamda etken oldu.

Seçilirsen hangi alanlarda aktif olmayı düşünüyorsun?

– Alternatif Parti’nin bu belediyede yarışan 6 adayından biriyim ve ilk sıradayım. Böyle olunca konuyu daraltmak zor oluyor yani birçok alanla ilgilenme ve faaliyette bulunmak gerekiyor ama ben başlangıç olarak kültür, halk okulları (folkeskole), çevre ve dernekleşme konularını öne çıkardım. Seçim kampanyaları boyunca hep bundan bahsettim.

Biliyorsunuz kopenhag merkezde çete savaşları dediğimiz tuhaf, rahatsız edici bir gelişme yaşanıyor bugünlerde. Bu ister istemez Gladsaxe buraları da etkiliyor.

İlkokul ve dernekleri seçmemin nedeni de bu. Gençlerimizin bu suç çetelerine katılımlarını engellemek gerekiyor. İlkokullar bu oluşumlara meyleden çocukların erkenden tespit edip onların engellenmesi doğru yolu konulmasında önemli bir rol oynanabilir.

Ayrıca dediğim gibi burası zengin bir belediye ancak opera balo vb. kültürel bir zevki yaşatacak mekan yok. Sanırım seçim kampanyası boyunca bunu dile getiren tek aday benim. Fakat sanırım pahalı bir proje, para bulmak gerekiyor. Diğer partilerin desteğini almak gerekiyor bununla uğraşacağız.

Türkiye ile Danimarka’yı karşılaştırmak doğru olmayabilir ama Türkiyede görüp burada yapmak istediğim bir şey var.

Türkiye’de semtlerde insanların bir araya geldiği küçük alanlar, parklar var. Ancak burada sadece insanların avlusu var. İnsanların bir araya geldiği yerler oluşturmak için çalışmak istiyoruz.

Burada 3 Türk aday yarışacak, siz ilk kez seçimlere giriyorsunuz?

– Burada 2 dönemdir belediye başkan yardımcılığı yapan Serdar Benli var ve İsminur Lone Yalçınkaya var. Lone Yalçınkaya ile benim yarışmam gündemde değil, çünkü onun partisi ile bizim partimiz arasında oy geçişi yok.

Olsa olsa Serdar Benli ile olabilir çünkü aynı siyasi yapıya sahip insanlara hitap ediyoruz. Büyük ihtimalle oylar ikimizin partileri arasında gidip gelecektir.

Genellikle soldaki partilerden seçmen geleceğini düşünüyoruz. Ayrıca son yapılan parlamento seçiminde Gladsaxe’dan 2.150 kişi Alternatif partiye oy vermiş.

Aynı şeyi sağlarsak seçilmem yüzde 99 ihtimal. Çünkü burada 1350 oy almak seçilmek için yeterli.

İlk sırada olmak büyük şans değilmi?

– Evet ben bu konuda çok gururluyum. Partimin göçmen kökenli bir adayı birinci sıraya koyması beni duygulandırdı. Göçmen kökenli olmam hiçbir zaman partimde tartışma konusu olmadı. Bana gösterilen yaklaşımı görünce isabetli bir parti olduğunu bir kez daha düşündüm.

Seçmenler neden Alternatif Parti’ye oy vermeli?

– Danimarka’daki siyasi yelpazede göçmenleri destekleyen tek parti bizim parti, bazı sol partiler de var. Onlarda göçmen tartışması yaşanırken üsturuplu bir söylem kullanılsın istiyorlar. Bu ilk gerekçe diyebilirim.

Seçilirsem eğer Gladsaxe’daki 70 bin kişi için çalışacağım. Haksızlığa uğrayan herkese destek olmaya çalışacağım. Herkesin hakkı olan muameleyi görmesi, zor durumda olan birinin belediyenin kapısını çaldığında şüpheci bir bakışla karşılaşmaması için çalışacağım.

Ama doğrusu bir göçmen adayın özellikle gidip kendi etnik grubuna ynelik kampanya yapmasını doğru bulmuyorum. Fakat şunu da söyleyeyim bir vatandaşımızın ha burada bir Türk var deyip geldiğinde başımın üstünde yeri var elimden gelen yardımı yapacağım, yapmam da gerekiyor.

Vatandaşlardan ne gibi tepkiler aldınız?

– Ben 1988 yılından 2002 yılına kadar anadili öğretmeni olarak çalıştım. Ordan birçok öğretmen tanıdığım var. Çocuklarını okuttuğum aileler var. Tanıyorlar, güzel hoş diyaloglar kuruyoruz. Tanınırlık sözkonusu.

Danimarka’daki Türk vatandaşlarına hangi tavsiyelerde bulunursunuz?

– Eğer vatandaşlarımız bu ülkede herhangi bir şey değiştirmek istiyorlarsa belediye seçimlerinden başlasınlar çünkü parlamento siyasetine etki etmek çok zor.

Onun için 21 Kasımda mutlaka oy kullansınlar, bana versinler demiyorum mutlaka oylarını kullansınlar.

Belediye seçimlerinde siyasetçiye ulaşmak parlamentoya göre çok çok daha kolay. Vatandaşın günlük hayatını etkileyecek değişiklik ve yardımlar belediyeden gelir. Bunu söylemek istiyorum.

Danimarka’da Türkler arasında oy kullanımı yüzde 53 gibi çok düşük bir rakam. Vatandaşlarımız sandığa gitme oranı çok çok düşük umarım bu seçimde artırırız.