Kopenhag Din Hizmetleri Müşaviri Hüseyin Gündoğar, Danimarka Türk Diyanet Vakfı ve çatısı altında faaliyet gösteren camilerde yapılan faaliyetleri Danimarka TV’ye anlattı.

Gündoğar, camileri 7 yaşından itibaren çocuklara açtıklarını ancak 14 yaşından sonra ise gençlere ulaşmakta zorluk çektiklerini vurguladığı röportajında, ailelerin çocuklara yönelik din eğitimini ciddiye alması gerektiğinin altını çizdi.

Davut Çolak: Öncelikle bize vakit ayırdığınız için teşekkürler Hocam

Kopenhag Din Hizmetleri Müşaviri Hüseyin Gündoğar: Ben teşekkür ediyorum Davut Bey, sizler de hoş geldiniz. Biliyorsunuz yaklaşık 1 yıldır Danimarka’da görev yapmaktayım. Bir yıldır Danimarka’da hem Din Hizmetleri Müşavirliği hem de Danimarka Türk Diyanet Vakfı faaliyetlerini geliştirmek için çalışıyoruz. Bu hafta bütün Danimarka’daki dernek başkanlarımızla bir araya geldik. Geçmiş 1 senenin muhasebesini yaptık. Önümüzdeki süreçte neler yapacağımızı konuştuk. Bizim için çok verimli bir toplantıydı. Ciddi manada derneklerimizle beraber birlik ve beraberlik içerisinde şu ana kadar yapmış olduğumuz faaliyetleri bir ileri aşamaya taşımaya çalışacağız. Belirli ciddi kararlar aldık. İnşallah toplumumuzun ve buradaki Müslümanların faydasına olacak. Bu kararları da yakın zamanda beraberce uygulamaya başlayacağız. Cenaze hizmetlerinden tutun din eğitimine, ileriki dönemde imamların buraya getirilmesine, imamlarımız gelmediğinde farklı istihdam yolları sağlamaya kadar birçok konuyu konuştuk. Ama bu seneki gündemimizin başında din eğitimi geliyor. Özellikle hafta sonu Kur’an kursunda sunmuş olduğumuz hizmetlerin kalitesini artırmak konusunda ciddi adımlar attık. Korona süreci bizim için bir çalışma dönemiydi, durmadık. Bu noktada, planlama noktasında ciddi çalışmalar yaptık. İlk defa Danimarka’da 42 haftada her hafta ne yapılacağının, hangi hocanın ne anlatacağının belli olduğu Danimarka Temel Dini Bilgiler ve Kur’an Kursu eğitim programını hazırladık. Bunu da bir sınıf defterine dönüştürdük. Hocalarımız yaklaşık 3 haftadır bu programı uyguluyorlar. Allah izin verirse bizler de kendilerini yakın bir zamanda ziyaret edeceğiz. Bu programı nasıl daha verimli bir hale getirebileceğimizi konuşacağız. Bizim Danimarka Türk Diyanet Vakfı Müşavirliği olarak en büyük hedeflerimizden biri, çocuklarımızın ve yeni yetişen gençlerimizin temel dini bilgileri elde etme konusunda eksik kalmamaları. 8,9 ve 13-14 yaş arası bizim için çok önemli. Bu çocukların namaz kılacak şekilde dini bilgiye sahip olmaları, neye, niçin inandığını bilecek seviyede olması ve bu noktada da hiçbir çocuğu kaçırmamamız çok önemli. Bunun için hocalarımızla defalarca toplantı yaptık. Bu toplantılarda programı çocuklar için nasıl daha heyecanlı hale getirebileceğimiz üzerine tartıştık, konuştuk. Hocalarıma söylediğim en önemli şeylerden biri şu: “Kesinlikle sürekli olarak camide ve sınıf ortamında kalmayalım. Çocukları çeşitli etkinliklerle cami ortamına çekecek farklı faaliyetleri mutlaka yapın. Allah inancını işliyorsanız, gidin dışarıda işleyin. Göğü görsün, yeri görsün. Yaprakları görsün, bütün çiçekleri görsün. Bunu kimin yarattığıyla ilgili bir tefekkür çocuğun aklında hasıl olsun.” Bunun için de hocalarımızı hem etkinlik yapmaya hem de dışarıda daha fazla çocuklarla vakit geçirmeye teşvik ettik. Eğer zekatı anlatıyorsanız yüzde 2 buçuk diye anlatmayın. Çocuklarımızın, Allah tarafından kendilerine bahşedilen nimetlerde fakirin, yoksulun bir hakkı olduğunu bilmeleri gerekir. Bunu onlara verdiklerinde aslında bir yardım yapmadıklarını, o hakkı insanlara teslim ettiklerinin bilincinde olmaları gerekir. Bunu da kalpten hissetmelerinin sağlanmasını istiyoruz. Aynı zamanda bu sene Kur’an kursu eğitimlerine odaklanıyoruz. Kalitesini artırmak istiyoruz. Sayılarını artırmak istiyoruz. Elbette korona bizim önümüzde önemli bir engel ama bunun sayısını artırmak için elimizden geleni yapacağız. Bu noktada artık şunu rahatlıkla söyleyebilirim,elhamdülillah geldiğimizde yaklaşık 10 camimiz boştu. İmamları yoktu. Biz bu imamların hızlı bir şekilde Danimarka’ya gelmesi için hem resmi görüşmelerimizi hem de planlamalarımızı yaptık. Bugün itibarıyla planladığımız bütün camileri doldurarak Danimarka’da boş bir cami bırakmadık. Dediğim gibi çocukların belli bir dönemde kaçırmamalıyız. Bu çocuklara dinlerini öğretme konusunda boşluk bırakmamalıyız. Çünkü biz o boşluğu doldurmazsak başkaları, başka düşünceler dolduruyor. İnşallah bunun için elimizden geleni yapıyoruz. Bu sene din eğitimi hedefimiz, çocuklar. İnşallah daha sonraki hedeflerimizde defalarca görüşeceğiz. Gençlere yönelik faaliyetlerimizi, planlamalarımızı, kadınlara yönelik faaliyet ve planlarımızı sizlerle tartışıyor olacağız. Şu an odaklandığımız noktalardan birisi bizim çocuklarımız.

Davut Çolak: Çocuklar için en önemli yaş hangisi? Aileler hangi yaşlarda çocuklarını camiye göndermeli?

Kopenhag Din Hizmetleri Müşaviri Hüseyin Gündoğar: Peygamber efendimiz buyuruyor ki: “Siz çocuklarınıza güzel ahlak verin. Çocuklarınızı da 7 yaşından itibaren namaz kılmaya özendirin. Biz bunu kendimize bir düstur edindik. 7 yaşından itibaren camilerimizde hocalarımız hazır. Daha erken dönemde elbette ailenin bir yönlendirme yapması gerekiyor. O çocuklara dini değerleri aktarma konusunda ailenin vereceği en önemli şey, kendisinin bir örnek olması. Biz öğretmenliği yaparız ama ailenin örnek olması gerekiyor. Çocuğun namaz kıl diyen değil, namaz kılan bir babaya ihtiyacı var. Oğlum yalan söyleme diyen bir anneye değil, yalan söylemeyen bir anneye ihtiyacı var. Biz dini değerlerimizi yaşayan, onu gösteren bir aile olursak çocuklarımız o ortamda büyüdüğünde zaten bize belli noktada hazır bir şekilde gelecekler. 7, 8, 14 yaşından itibaren camilerimiz bütün çocuklarımıza açık. 3 tane kur belirledik. Kur’an okumaya geçene kadar “Elif cüzü” dediğimiz bir seviye var. Kur’an okumayı bilenler 2 seviyesinden başlıyor. Bunları tamamlamış, belli seviyeye ulaşmış çocuklarımıza yönelik “imamet programı” düzenliyoruz. Daha ileri düzey bilgileri kendilerine verdiğimiz bir program bu. Bunun da aslında meyvelerini görmeye başladık. Son 2 ayda 3 camimizde bizim yetiştirdiğimiz öğrencilerimiz Cuma namazlarını kıldı. Bu program vasıtasıyla biz, bizden sonra her hocamız gittikten sonra arkasında Cuma namazı kıldırabilecek 2-3 genç bırakmasını istiyoruz. Bunun semelerini görmeye başladık. Biz bu noktada 7 yaşından itibaren, eğer programımız uygunsa daha alt seviyedeki çocuklar için de olabilir, 7-14 yaş arası çocukların temel dini değerleri edinebilecekleri Kur’an kurslarına gönderilmelerini tavsiye ediyoruz. 14 yaşından sonra maalesef biz de, aileler de ulaşamıyoruz. Ergenliğin ilk başladığı dönemler bizim için kopuş dönemi olabiliyor.

Davut Çolak: Çocuklar biliyorsunuz burada Danca öğrenim görüyorlar. Kur’an kursuyla birlikte çok fazla bilgiyi bir anda alırken sıkılmamaları için ailelere ne tavsiye edersiniz?

Kopenhag Din Hizmetleri Müşaviri Hüseyin Gündoğar: Ailenin bu işi ciddiye alıyor olması çocuğa da bir güven veriyor aslında. Aile ciddiye almadığı zaman çocuk da ciddiye almıyor. Biz çocukların sıkılmaması için farklı bir program uygulamaya çalışıyoruz. Kur’an-ı Kerim öğreniyorsanız bunun belirli ezberleri var. Bu ezberi yaparken çocuğa daha eğlenceli hale getirmeye çalışıyoruz ama ister istemez bunun ezber kısmı çocuk için sıkıntılı olabiliyor. Çocuğun yaptığı şeyin değerli olduğunu çocuğa hissettirmemiz lazım. Fatiha’yı ezberleyen, namaz kılan, dini değeri yansıtan çocuğa yaptığı şeyin değerli olduğunu ailenin göstermesi gerekiyor. Veya ailesinde bu değeri görmesi gerekiyor. “Çocuk futbol kursuna, yüzmeye gidecek. Hemen 1 saatte alıp gideyim” dedikleri zaman bizim de verecek bir şeyimiz kalmıyor. Biz Danimarka’da görev yapan din görevlileri olarak yaklaşık 29-30 kişi olduk. Devletimiz buraya imamları gönderdi. Biz bir neslin kaybolmaması, kültürel ve dini değerlerini kaybetmemesi için buradayız. Biz buraya değer veriyoruz. Hocalarımız bu çocuklara değer veriyor. Onlar için dini değerlerin gelecekte kimliklerini koruyacak önemli bir unsur olduğunu düşünüyoruz. Bu değerleri ailenin de çocuğa yansıtması, güler yüzle, takdir ederek çocuk da değer hissi uyandırması çok önemli. Bunun yanında çocuklarla beraber oynayarak öğrenecekleri materyaller de var. Bizim online kitap satışı yaptığımız bir web sitemiz var. Dini Türkçe ve dini Danca eserleri burada satmaya başladık. Buradan da temin edebilirler. Yakın zamanda oyunlarla öğrenme içeren setleri de buraya getirmiş olacağız.

Davut Çolak: Biliyorsunuz şu sıralar koronavirüsten dolayı çoğu eğitim online, çevrim içine döndü. Diyanet’in böyle online hizmetleri var mı?

Kopenhag Din Hizmetleri Müşaviri Hüseyin Gündoğar: Aslında Diyanet TV Türkiye’de televizyon üzerinden dini eğitimlerin olduğu çok güzel bir platform. Ben bütün insanlarımıza, velilerimize Diyanet TV’yi takip etmelerini öneriyorum. Başkanlığımız bu konuda ciddi anlamda yatırımlar yapıyor. Ve orada her gün farklı konuları işleyerek insanımızı dini anlamda aydınlatma noktasında faaliyetler gösteriyor. Diyanet TV bu noktada en iyilerinden birisi. Bunun dışında bizler de tekrar koronavirüs süreci gündeme geldiğinden dolayı Ramazan ayındaki hatimlerimizi, mukabelelerimizi ve mevlitlerimizi canlı olarak yayınladık. Çok fazla insanımız bizi takip etti. Bazı videolarımız ciddi anlamda izlenme sayılarına ulaştı. Bizler de inşallah yakın zamanda tekrar çevrimiçi olarak insanlarımıza hizmetler sunmaya devam etmeye çalışacağız. Yakın zamanda bir projemiz var. Allah izin verirsen bir tasavvuf musikisi korosu kurmayı planlıyoruz. İmamlarımızı ve bu alanda iyi olan kişileri de dahil ederek bu koroyla birlikte sosyal medyayı kullanarak bazı konserler vereceğiz. Koronavirüs bittikten sonra da 3 adada da bir tasavvuf musikisi konseri vermeyi planlıyoruz.

Davut Çolak: Türk Tasavvuf Musikisi korosuna herkes katılabilecek mi? Yoksa belirli kriterler var mı?

Kopenhag Din Hizmetleri Müşaviri Hüseyin Gündoğar: İlk etapta buradaki din görevlilerimizden oluşacak. Ama sesi güzel olan, sazende yani çalgı çalabilen kişileri de koroya dahil etmeyi planlıyoruz. Danimarka Türk Diyanet Vakfı olarak İslam Sanatları alanında da aktivite ve faaliyetler yapmayı planlıyoruz. Bunlardan 3’ünü başlattık. Bugün vakıf merkezimizde Osmanlıca kursumuz başlayacak. Hafta sonu da ney ve kaligrafi kurslarımız olacak. Daha önce planladığımız bir ebru kursumuz vardı. Ebru kursumuzda hedefimiz, ilk 3-4 kursu burada seviye seviye yapıp daha sonra burada yetiştirdiğimiz kişiler vasıtasıyla Danimarka’da ebru kursunu sürekli hale getirmek. Ebru kursunu Danimarka’nın sanat günlerinde tanıtmak istiyoruz. Sadece dini alanda değil, kültürel alanda da faaliyet gösteren bir vakıf olma hedefimiz var.

Davut Çolak: Bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Son olarak neler eklemek istersiniz?

Kopenhag Din Hizmetleri Müşaviri Hüseyin Gündoğar: Ben teşekkür ederim. Sizin vasıtanızla Danimarka’daki insanlarımıza ulaşmış olacağız. İnşallah programlarımızı devam ettiririz. Her hafta belirli zamanlarda dini konuları gündeme getirecek şekilde muhabbetlerimiz devam eder. Biz de insanlarımıza bildiklerimizi anlatmaya çalışırız.